Keloğlan ile Üç Altın Saç
Keloğlan'ın nezaket ve cesaret dolu, sıcacık gökyüzü macerası.

🌟 Hikayenin Öne Çıkan Noktaları
- ✨ Tema: Nezaket, Cesaret, Doğa Sevgisi, Yardımlaşma, Hayal Gücü
- 💖 Duygu: Neşeli, Büyülü, Umut Dolu
- 🌙 Yaş: 3-5 yaş
- 🎯 Mesaj: Nezaket ve tatlı dil, en büyük engelleri bile aşmamızı sağlar.
📜 İçindekiler
- Padişahın Fermanı ve Keloğlan
- Ormandaki Neşeli Devler
- Bulutların Üstünde Güneş Baba
- Saray Bahçesindeki Altın Ağaçlar
Padişahın Fermanı ve Keloğlan
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Uzak diyarların birinde, şirin mi şirin bir köyde bizim meşhur Keloğlan yaşarmış. Keloğlan, hem akıllı hem de birazcık haylazmış ama kalbi pamuk gibi yumuşacıkmış.
Bir gün köy meydanında davullar çalınmış: ‘Güm güm güm! Duyduk duymadık demeyin!’ Padişahın sarayından gelen tellallar bir ferman okumuş. Meğer padişahın güzel kızı, prenses, son zamanlarda hiç gülmüyormuş. Sarayın içi hep gölge, hep karanlık gibiymiş. Padişah demiş ki: ‘Kim bana Güneş’in parlayan üç altın saçını getirirse, sarayım aydınlanacak, kızımın yüzü gülecek. Bunu başaran yiğide kızımı vereceğim, yarım krallığı da hediye edeceğim!’
Köydeki herkes fısıldaşmaya başlamış. ‘Güneş çok sıcak, kimse ona yaklaşamaz ki!’ demişler. Ama bizim Keloğlan ile Üç Altın Saç hikayesi işte tam burada başlamış. Keloğlan annesinin yanına gitmiş, kel başını kaşımış ve gülümsemiş:
‘Anacığım, ben gidip o altın saçları getireceğim. Hem prensesi güldürürüm hem de belki Güneş Baba ile tanışırım.’
Annesi endişeyle, ‘Aman oğlum, Güneş çok yüksekte, yollar devlerle dolu,’ dese de Keloğlan kararlıymış. Heybesine biraz çörek, biraz da neşe doldurup yola koyulmuş. ‘Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim,’ diyerek ormana dalmış.
Ormandaki Neşeli Devler
Keloğlan yürümüş, yürümüş, sonunda ağaçların gökyüzüne değdiği kocaman bir ormana varmış. Orman o kadar sessizmiş ki, sadece kuşların ‘cik cik’ sesleri duyuluyormuş. Derken yer sarsılmaya başlamış: ‘Güm! Güm! Güm!’ Keloğlan bir de bakmış ki, karşısında dağ gibi kocaman bir Dev oturuyor! Dev o kadar büyükmüş ki, burnu patlıcan gibi, kulakları tepsi gibiymiş.
Keloğlan hiç korkmamış. Çünkü o biliyormuş ki, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır, devi de yumuşatır. Devin yanına yaklaşmış:
‘Merhaba Dev Kardeş! Ne kadar da heybetlisin. Sırtın kaşınıyor gibi duruyor, yardım edeyim mi?’ demiş.
Dev şaşırmış, çünkü herkes ondan kaçarmış. Keloğlan eline aldığı uzun bir dal parçasıyla devin ulaşamadığı sırtını ‘haşır huşur’ kaşımış. Dev rahatlayınca kocaman bir kahkaha atmış, ağaçlardaki yapraklar titreşmiş:
‘Oh be dünya varmış! Sen ne iyi kalpli bir çocuksun. Söyle bakalım nereye gidiyorsun?’
Keloğlan niyetini anlatmış. ‘Güneş Baba’ya gidiyorum, altın saç lazım,’ demiş. Dev gülümsemiş:
‘Benim boyum yetmez ama abim şu karşı dağda yaşar, o benden daha uzundur. Ona selamımı söyle, seni omuzlarına alsın.’
Keloğlan teşekkür edip yola devam etmiş. İkinci devin yanına varmış, ona da güzel sözler söylemiş, gönlünü almış. İkinci dev de onu üçüncü deve, yani en uzun boylu deve yollamış. Üçüncü dev, bulutların arasında yaşıyormuş. Keloğlan’ı görünce, ‘Gel bakalım küçük dostum,’ demiş ve onu avucuna alıp hop diye en yüksek bulutun üzerine bırakıvermiş.

Bulutların Üstünde Güneş Baba
Keloğlan artık bulutların üzerindeymiş. Burası pamuk tarlası gibi yumuşacık ve bembeyazmış. Yürürken ayakları ‘pof pof’ diye ses çıkarıyormuş. İleride kocaman, altından yapılmış, pırıl pırıl parlayan bir saray görmüş. Bu, Güneş Baba’nın sarayıymış! Sarayın pencerelerinden sıcacık ışıklar yayılıyormuş.
Keloğlan sarayın kapısına gelmiş. Kapı kendiliğinden açılmış. İçeride, tahtında oturan Güneş Baba varmış. Güneş Baba’nın yüzü o kadar aydınlıkmış ki, bakmak bile zormuş ama gözleri sevgiyle gülümsüyormuş. Saçları ise alev alev değil, saf altından iplikler gibi dalgalanıyormuş.
Güneş Baba gür ama tatlı bir sesle konuşmuş:
‘Hoş geldin Keloğlan! Buraya kadar kuşlar bile zor gelir. Sen nasıl geldin?’
Keloğlan saygıyla eğilmiş:
‘Yüreğimle geldim Güneş Baba. Dev kardeşlerin yardımıyla geldim. Padişahımızın kızı çok mutsuz, saray karanlık. Senin o güzel ışığından, üç tel altın saçından verirsen, dünyamız aydınlanacak.’
Güneş Baba, Keloğlan’ın dürüstlüğünü ve cesaretini çok sevmiş.
‘Sen kimseye zarar vermeden, tatlı dilinle buraya kadar geldin. Al bakalım, bu üç altın saç senin olsun. Ama dikkat et, çok parlaktırlar!’ demiş.
Güneş Baba başını sallayınca, üç tane pırıl pırıl altın saç teli süzülerek Keloğlan’ın avucuna düşmüş. Keloğlan sevinçle saçları mendiline sarmış, Güneş Baba’ya el sallamış. Bulutların kenarından devler onu tekrar elden ele, yavaşça yere indirmişler.

Saray Bahçesindeki Altın Ağaçlar
Keloğlan köye döndüğünde herkes onu merakla beklemiş. Hiç vakit kaybetmeden saraya gitmiş. Padişahın huzuruna çıktığında, mendilini açmış. O da ne! Mendilin içinden öyle bir ışık yayılmış ki, sarayın en karanlık köşeleri bile gündüz gibi aydınlanmış. O sırada üzgün prenses içeri girmiş. Işığı görünce gözleri kamaşmış, içini bir sevinç kaplamış ve başlamış gülmeye! Prenses güldükçe saraydaki herkes de gülmüş.
Padişah sözünü tutmuş, Keloğlan’ı tebrik etmiş. Keloğlan, prensesle çok iyi arkadaş olmuş. Ama hikaye burada bitmemiş. Keloğlan, elindeki altın saçlardan birini prensese vermiş, diğer ikisini ise sarayın bahçesine dikmiş.
Ertesi sabah bir mucize olmuş! O iki saç telinin dikildiği yerde, gövdesi gümüşten, yaprakları altından kocaman iki ağaç büyümüş. Bu ağaçlar geceleri bile etrafa yumuşacık bir ışık saçıyormuş.
O günden sonra Keloğlan, prenses ve köy halkı, o altın ağaçların altında toplanıp masallar anlatmışlar. Bazen gökyüzüne baktıklarında, Güneş Baba’nın onlara göz kırptığını görürlermiş. Keloğlan, aklın ve iyiliğin kaba kuvvetten daha güçlü olduğunu herkese kanıtlamış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş; biri bu masalı anlatana, biri dinleyen güzel çocuklara, biri de kalbinde iyilik taşıyan herkese…

🌈 Masaldan Ne Öğrendik?
- 💫 Kaba kuvvet yerine tatlı dil ve nezaket kullanmak her kapıyı açar.
- 💫 Cesaret sadece güçlü olmak değil, iyilik için çabalamaktır.
- 💫 Yardımlaşmak ve dostluk kurmak en zor yolları bile kolaylaştırır.
Ebeveyn Notu: Bu masalı okuduktan sonra çocuğunuza ‘Sence Keloğlan devlerle kavga etseydi ne olurdu?’ diye sorarak nezaketin önemi üzerine sohbet edebilirsiniz. Ayrıca ‘Güneş Baba’nın saçları sence ne renktir?’ diyerek hayal güçlerini harekete geçirebilirsiniz.


